Öğrenmek Mutlu Eder!

 Yorum yok

Kuzu Uzu’nun anneannesi “…bir teeerrrss, bir düüüzzz…” diyerek kırmızı, şık bir atkı örüyordu. Uzu, “Ne kadar güzel yapıyorsun anneanneciğim. Keşke ben de yapabilsem…” diye iç geçirdi. Deneyerek, çalışarak ve yine deneyerek, çalışarak başarabileceğini anlattı anneannesi. Eh haklıydı, kimse doğuştan örgü örmeyi, resim yapmayı veya bisiklete binmeyi biliyor olamazdı ki! Hiç böyle düşünmemişti Uzu. Bir zamanlar anneannesi de, annesi de, babası da hatta öğretmeni bile hiçbir şey bilmiyorlardı. Babası bir gün “Her gün bir şeyler öğreniriz. Kimi fark ederiz, kimini de etmeyiz” demişti.

“Düşünsene Uzu’cuğum, her şeyi bilerek doğmuş olsaydık, ne sıkıcı olurdu?” diye eklemişti anneannesi. “Sıkıntıdan patlardık galiba” diye düşünmüştü Uzu. Çünküüü… Mesela bir an önce büyüyüp gezegenler ile ilgili bir sürü kitap okumak istiyordu. Yani bütün bunları biliyor olsaydı, hem de doğduğundan beri bilseydi, yeni şeyler öğrenmenin heyecanını yaşayamazdı. Ama bu soğuk kış gününde evde öylece oturmaktan da sıkılmıştı. “Beee ee e e..”

—-

Kuzu Uzu, aslında tek başına da olsa, pek çok keyifli oyunlar oynayabilir. Mesela, ne yapabilir? Hikâyenin devamını yaz, Uzu da artık sıkılmasın. Ne dersin? Senin yerinde olsam hayal gücümle bir gezintiye çıkmanın keyfini çıkartırdım. Sonra yazdıklarımı, siteye yollardım. Böylece yazdıklarımı sitede görmüş olurdum. Tabi, hikâyenin tamamını da dergimden okumayı ihmal etmezdim.

Hikâyenin devamını okumak isteyenlere küçük bir not: Derginin Ocak sayısındaki Kardeşim ve Ben ekine bakmaya ne dersin?

Yorum bırak

*

Bu HTML etiketlerini kullanabilirsiniz. <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>